BİZE ULAŞIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

Anadolu Bulvarı No: 12 Söğütözü / ANKARA T.(+90) 312 465 20 00 F.(+90) 312 207 41 02 chpkadin@chp.org.tr

ÜYE GİRİŞİ

Beni hatırla
 

Neden üye olmalısınız?

Sitemizin tüm alanları herkese açıktır. Ancak yeniliklerden, gelişmelerden haberdar olmak isterseniz üye olabilirsiniz...

ÜYE OL

Şifreniz e-postanıza gönderilecektir.
  • open panel
  • anasayfa
  • 1920 Yılında İstanbul İtilaf Devletleri Tarafından İşgal Edildi
  • Show Icons

1920 Yılında İstanbul İtilaf Devletleri Tarafından İşgal Edildi

TBMM, 16 Mart 1920 tarihini Osmanlı Devleti’nin fiilen sona erdiği gün olarak kabul ederek, bu tarihten sonra İstanbul Hükümeti’nin işlemlerini geçersiz saymıştır.

İtilaf Devletleri (=Anlaşmış Devletler), başlangıçta İngiltere – Fransa – Rusya’dan oluşan savaş bloğuydu; daha sonra ABD de bunlara katılmıştı. Bunlar, Almanya’nın önderlik ettiği İttifak Devletleri’ne karşı savaş açmıştı. Osmanlı Devleti, Almanya ile birlikte hareket ediyordu.

İşte bu “itilaf devletleri” İstanbul’da 15 Mart’ta sıkıyönetim ilan etmişler; ardından 150 aydın tutuklanmıştır. Ertesi gün 16 Mart 1920’de İstanbul işgal edilmiş ve Osmanlı parlamentosu olan Meclisi Mebusan dağıtılmıştır.

Aslında İstanbul, 13 Kasım 1918′den beri İtilaf Devletleri’nin denetimi altında bulunuyordu. İstanbul Hükümetlerinin izlediği politikaya karşı olanlar, bir yıldır meclisin toplanmasını, Osmanlı’nın geleceği ile ilgili konularda millet temsilcilerinin karar vermesini istiyorlardı. Mebusan Meclisi, çalışmaları boyunca, sürekli olarak ülkenin her yanında kök salmış olan Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Şubelerinin baskısı altında kalmıştır. Müdafaai Hukukçular, gönderdikleri telgraflarla bu etkiyi canlı tutmuşlardır. Meclisi Mebusan’ın varlığından endişe duyan İtilaf Devletleri, 16 Mart’ta İstanbul’u işgal etmişler; Osmanlı Mebusan Meclisi’ni çalışır durumda iken basmışlar ve kimi mebusları tutuklamışlardır. Meclis’in varlığını kanıtlamak amacıyla, Dr. Rıza Nur Bey ve arkadaşlarının önergesiyle birleşimler ertelenmiş ve son Osmanlı Mebuslar Meclisi güvenlik içinde çalışabileceği bir zamana kadar çalışmalarına ara vermiştir. Bu tarihten sonra mebusların çoğu Büyük Millet Meclisi’ne katılmak üzere Ankara’ya geçecektir.

İtilaf Devletleri Yüksek Komiserleri, işgalin ardından İstanbul sokaklarına bir bildiri astılar. Vilayetlere de gönderilen bildiri şöyledir:

“İttihatçılar, Türkiye’yi savaşa sürüklediler ve yenildiler. İttihatçı fikir güdenler, sözüm ona bir milli teşkilat kurup yeniden savaş devri açtılar. Bunun için İstanbul geçici olarak işgal edildi. İstanbul, Türklerden alınmayacak, saltanat yıkılmayacaktır; karışıklıklar artarsa bu niyet değişebilir…”

İstanbul İşgal Komutanlığı da bir bildiri yayımlayarak aynı şeyleri tekrarlamış ve herkesin işiyle-gücüyle uğraşmasını, asayişin sağlanmasına hizmet etmesini istemiştir. İstanbul’a vizesiz giriş-çıkış yasaklanmıştır.

İstanbul Hükümeti de aynı gün İstanbul’un işgalini resmen açıklamıştır:

“İstanbul bugünden başlayarak ve geçici olarak işgal edilmiştir. Hükümet üzerine düşen görevi yapmaktadır. Herkese, tam bir sukunetle iş ve gücüyle meşgul olması tavsiye olunur.”

Heyeti Temsiliye 16 Mart günü İngiliz, Fransız, İtalyan, Amerikan siyasal temsilcilerine; bütün tarafsız devletler dışişleri bakanlıklarına bir protesto göndermiştir:

“… Osmanlı ulusunun siyasal egemenliğine ve özgürlüğüne indirilen bu son yumruk; hayatımızı ve varlığımızı, ne pahasına olursa olsun, savunmaya kararlı olan biz Osmanlılardan çok, yirminci yüzyıl uygarlık ve insanlığının kutsal saydığı bütün ilkelere; özgürlük ve ulus duygusu gibi bugünkü insan topluluklarının temeli olan bütün ilkelere ve bu ilkeleri ortaya koyan insanlığın genel vicdanına indirilmiş demektir. Biz haklarımızı ve bağımsızlığımızı savunmak için giriştiğimiz savaşımın kutsallığına ve hiçbir gücün bir ulusu yaşamak hakkından yoksun bırakamayacağına inanıyoruz…”

Mustafa Kemal Paşa İstanbul’un işgali üzerine “Ulusal Beyanname” yayımlamıştır: Bütün komutanlara, vali ve mutasarrıflara, Müdafaai Hukuk Cemiyetlerine, belediye başkanlıklarına, Basın Derneği’ne gönderilen beyannamede Mustafa Kemal, İtilaf Devletleri’nin Osmanlı ülkesini bölüşmeye yol bulmak için giriştikleri çeşitli önlemleri, bu önlemlere karşı Kuvayı Milliye’nin neler yaptığını anlattıktan sonra şunları eklemiştir:

“… En sonunda, bugün İstanbul’u zorla işgal ederek Osmanlı Devleti’nin yediyüz yıllık hayat ve egemenliğine son verildi. Açıkçası, bugün Türk ulusu, uygarlık yeteneğini, yaşama ve bağımsızlık hakkını ve bütün geleceğini savunmaya çağrıldı… Giriştiğimiz bağımsızlık ve vatan savaşında Cenabı Hakkın yardım ve kayırıcılığı bizimledir.”

Manastırlı Hamdi tarafından Mustafa Kemal Paşa’ya gönderilen telgraf, işgali şu sözlerle haber veriyordu:

“Bu sabah Şehzadebaşı’ndaki Mızıka Karakolu’nu İngilizler basıp, oradaki askerlerle İngilizler çarpışarak, sonunda, şimdi İstanbul’u işgal altına alıyorlar. Bilgilerinize sunulur.”

Mustafa Kemal, bu telgrafı Söylev’de şöyle değerlendirir:

“Bu yurtsever ve yiğit Manastırlı Hamdi Bey (telgraf memuru) olmasaydı, İstanbul’da geçen bu acı olayları öğrenmek için kim bilir ne zamana dek bekleyip duracaktık? İstanbul’da bulunan nazır, milletvekili, komutan ve örgütümüz adamları içinden bir kişi çıkıp da zamanında bize haber vermeyi düşünememiş olduğu anlaşılıyor.”

İstanbul’un işgalinden sonraki durumu Mustafa Kemal şu sözlerle anlatmaktadır:

“…İstanbul işgalinin bugün memlekette tevlid ettiği vaziyet, ittihaz eylediğimiz tedaviri muvakkate ile kabili idame bir mahiyette olmayıp bu vaziyetin devamı takdirinde memleketteki idare makinesini salim bir esasa rapteylemek icap eyliyordu. Karşımızda hiçbir ahid ve kanun tanımayan ve bütün harekatı kendi menafii mahsusalarından başka hiçbir kaydi insani ve hukuki ile mukayyed görmeyen bir heyeti itilafiye, başımızda hukuku vatanı müdafaa, akleydiğimiz ahkamı mütarekeyi tatbik, ecnebi tecavüzatını tahdid için her türlü vesaitten tamamen mahrum, esir bir hükümettir. Bunlardan birincisinin layüad tazyikatı, ikicisinin de esareti karşısında mercisiz, mütehayyir ve muztarib bir millet…”

 

© 2013 CHP Kadın Kolları
Tüm Hakları Saklıdır.