Yüzlerce yıldır kadınlarını haksızlığa, eşitsizliğe, her çeşit baskı ve zulme maruz bırakmış,
Yüzlerce yıldır kadınlarını namus cinayetine, kıskançlık cinnetine kurban vermiş,
Yüzlerce yıldır kadınlarını her çeşit yoksulluğa, açık ya da gizli ev hapsine, sokağa çıktığında ücret eşitsizliğine, sigortasız çalışmaya mahkûm etmiş,
Başlık parası uğruna çocuk yaşta gelin edip hayatını söndürmüş bu toplum,
Aynı zamanda söz alan, sesini yükselten, hakkını arayan, başkaldıran, hak ve eşitlik mücadelesi veren, hemcinslerinin dertlerine tercüman, sorunlarına yardımcı olan, iş yapan, seçtiği alanda kendini kanıtlayan, başarı kazanan, güçlü, cesur, azimli kadınlar da yetiştirdi.
Bundan tam 26 yıl önce 6 Ekim 1990’da demokrasi ve laiklik mücadelesi verirken bombalı bir suikast sonucu katledilen Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bahriye Üçok da bu güçlü cesur ve azimli kadınlardan biridir.
Sevgili Bahriye Üçok ilahiyatçı olmasına rağmen bilimi savunuyordu, hurafeleri değil. O, ülkenin laik ve demokratik bir ülke olmasını istiyordu.
Laiklik olmadan ülkenin özgürleşmeyeceğini düşünüyordu.
Siyasal İslama karşıydı.
Bahriye Üçok’ a yapılan saldırı aynı zamanda bilime, laik düşünceye ve cumhuriyet kazanımlarına karşı yapılmış bir saldırıdır.
Bugün burada olmak ve O’nu anmak bizim için bir sorumluluk ve görevdir.
Bizler O’nun yolundan ilerlemeye ve cumhuriyet devrimlerinin savunucusu olmaya devam edeceğiz.
Anısının önünde saygıyla eğiliyorum.
Sevgili Bahriye Üçok;
Bugün, 14 yıllık AKP iktidarının bizleri getirdiği noktada;
Laik değerlerimiz yerle bir olmuş, Türkiye otoriter-muhazakar bir yönetime evrilmiştir. Laik yaşamı benimseyenler kendilerini baskı altında hissetmektedirler.
İç ve dış politikadaki başarısız siyaset, yine en çok kadınları vurmaktadır. "Analar ağlamasın" edebiyatı yapan iktidar, analar üzerinden siyaset yapmakta, evladını toprağa veren şehit analarının acısı yüreklerimizi yakmaya devam etmektedir…
Kadına taciz ve tecavüz yine bu iktidar döneminde artmıştır. Çocuklara cinsel istismar ve çocuk gelin sayısında dünya birincisi olmamız da, iktidarın toplumu dini referanslara göre dizayn etme zihniyetini apaçık göstermektedir.
Bütün bunlar yetmezmiş gibi, hukuku, adaleti ve yargısı çökmüş ülkemizde, 15 Temmuz’dan beri, olağanüstü bir süreç yaşamaktayız.
İktidarın, evrensel değerleri bırakıp, milli ve dini değerlerle toplumu şekillendirme çabalarının sonuçları, darbeyi oluşturmuştur. Ancak, bu darbeden demokrasi çıkmamıştır. İktidar, OHAL uygulamaları ile birlikte uygulamaya koyduğu, kanun hükmünde kararnameler ile de, devletin düzenlenmesine vahim bir şekilde devam etmektedir.
Sevgili Üçok;
"İktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir."
Bütün bu ahval ve şeriat içinde ümitsizliğe kapılmadan, Cumhuriyetimizin ve tarihimizin bize yüklediği misyonu yerine getirmek için mücadele etmeye devam ediyoruz.
OHAL’DE DE BU HALDE DE MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK. RAHAT UYU...
CHP Kadın Kolları Genel Başkanı
Fatma Köse