’’Kalbinizdeki İsyanlar Kuvvetinizdir.’’  
31.08.2020
139
Yazı Boyutu: A- A+

 

’’Kalbinizdeki İsyanlar Kuvvetinizdir’’

Halide Edip, Sultanahmet Mitingi, 23 Mayıs 1919

Yıl 1920, aylardan Mart. İstanbul’a Mart ayının soğuğu, İngiliz işgalinin hüznü ve kaygısı çökmüş. Anadolu’da ise Erzurum ve Sivas kongreleri yapılmış, Ankara’da Millet Meclisi kurulmak üzere. Milli Mücadeleye katılmak için vatanseverler Anadolu’ya geçiyorlar. İstanbul’dan gizlice hareket eden heyetlerden birinde genç bir kadın var. Daha bir sene önce Sultanahmet Mitinglerinde iki yüz bin kişiye ‘Vatan Savunması’ için yemin ettirmiş bir kadın: Halide Edip;Kurtuluş Savaşı’nda alacağı rütbesiyle; Halide Onbaşı.

Halide Edip, kendi tabiriyle ‘Anadolu’ya Sığınma’ yolunda, Ankara’ya doğru devam ederken, kafileye Geyve’de Yunus Nadi katılır. Yol boyunca Anadolu’daki mücadelenin bütün dünyaya, doğru bilgilerle, duyurulmasını sağlayacak‘bir ajans yayınının başlamasının lüzumu’ üzerinde konuşurlar. Nisan ayının ikinci günü akşam karanlığında Ankara’ya ulaşırlar. Tren kapısı açıldığında asker üniformasıyla Milli Mücadele’nin mimarı ve kahramanı karşılarındadır: Mustafa Kemal Paşa.

‘Harici (dış) dünya ve memleketin içinin’ doğru haber alması ve ‘Milli Hareketin’ manasını anlaması için Mustafa Kemal Paşa ile ajans kurulmasına karar verirler; Anadolu Ajansı 6 Nisan 1920’de kurulur. Kurtuluşa doğru giden zorlu yolun aynı zamanda yazarı olacak bir kahraman kadının, Halide Onbaşı’nın gözünden bakalım Büyük Taarruz’a ve 30 Ağustos Zaferi’ne.

Ağustosun yirmi yedisinde Halide Onbaşı ‘’İstiklal Savaşı Hatıraları’’nda anlatıyor:

‘’Harp bir gün önce başlamıştı. Ertesi güne kadar da tren yoktu. Fakat sabahleyin demiryolları müfettişi bir otodrezin ile hareket edecek ve beni de götürecekti. Yolda, kadınların bize üzüm ve armut ikramından işlerin iyi gittiğini hissettim. Biz Çay’a varmadan ordu Afyon Karahisar’a girmişti. Milletin içindeki sevinci yalnız gözlerinden anlıyordunuz.’’

Bir vasıta ayarlanır. Afyon’a doğru yola çıkarlar. Yol uzun zamandır kullanılmıyordur ve üstelik karanlık basmıştır. Bir süre sonra tüfek seslerinden cepheye yaklaşmış olduklarını anlarlar. Yollar bomba doludur.

‘’Afyon’un yüksek kayalıklarını gördüğüm zaman, ortalıkta birtakım haki renkli gölgeler göze çarpıyordu. Yunanlıların yakmış olduğu evlerin harabelerinde hala ateş vardı. Karargah birkaç saat önce Afyon’a girmişti.’’

Karargaha gider. Küçük bir odanın içinde, yuvarlak bir masada, Fevzi Paşa (Çakmak) ile Mustafa Kemal Paşa bir harita üzerine eğilmiş konuşuyorlardır.

‘’Mustafa Kemal Paşa’nın başında yüz güneş birden doğmuş gibi yüzü parlıyor.’’ Daha sonra aralarına İsmet Paşa’da katılır. Savaş kazanılmak üzeredir ve sonrasında yapacak çok iş vardır.

‘’Ağustos’un otuzuncu günü Dr.Murat beni Afyon’dan Dumlupınar’a götürdü. …Yollar cephane mühimmat yüklü kamyonlar ve yorgun düşmüş atlarla doluydu. Köylüler bizim otomobili durdurarak gözleri ışık içinde konuşuyorlardı. Bir tanesi boynuma sarılarak elimin içine sıcak bir somun bıraktı. Dr. Murat bunun bu kadınların kalbinin bir sembolü olduğunu söyledi. Erkekleri onlar yaşatmışlardı. Asker alayları tıkanık bir boğazdan fırlayan bir cereyan halinde, kurtaracakları şehre bir tufan gibi gireceklerdi.’’

Dumlupınar’a ulaşırlar. Köyün büyük bir kısmı yanmış, kadınlar çok ağır muameleye maruz kalmışlardır. Mustafa Kemal Paşa odasını Halide Onbaşı’ya verir ve kendisi çadırda yatar. Ertesi gün Yunan askerlerinin geri çekildiği Kızılcadere’ye gider. Ortalık terk edilmiş tüfekler ve insan ölüleriyle doludur.

‘’Dönüşümüzde yakılmış bir köyde Yunan esirleri gördük. Gözleri yerdeki küllerdeydi. Kendilerinin yapmış olduğu bu harabeden korkuyorlardı.’’

Savaşın yarattığı yıkım ve vahşeti bir kadın duyarlılığıyla anlatır Halide Onbaşı:

‘’Şehirler, köyler insan yüzleri gibi, geçen faciaların tesirini gösterirler. Rüzgar olmadığı halde hava toz içindeydi.’’ Kızılcadere’den geri çekilirken Yunan askerleri kaybettikleri ümitleri ile birlikte etrafı yakıp yıkmışlardı. Uşak’a giderler ve üç gün kalırlar. Yunan Generali Trikopis teslim olmuştur.

‘’General Trikopis ile General Dionis, Mustafa Kemal Paşa’nın huzuruna Nurettin Paşa ile Kemalettin Paşa’nın arasında geldiler. Eğer muhafaza edilmeselerdi Uşak halkı onları parçalayacaktı’’

‘’Yunan generallerini getirdikleri zaman, Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa’nın arasında duruyordu. Benim için bu, birinci derecede militer bir dramdı.’’ ‘’Bizimkilerin üniformaları neferlerinki kadar sade, yüzleri sakin ve hareketsizdi. Buna karşılık Yunanlılar sırmalı üniformalar giymişlerdi’’

‘’Fevzi Paşa ve İsmet Paşa eğildiler, fakat ellerini vermediler. Mustafa Kemal Paşa bu sahnenin hakim karakteriydi. Siyasi muhaliflerini hiçbir şey düşünmeksizin ezen bir asker, askerlik alanında bir büyük sanatkar ve oyunun kaidelerine uyan bir sporcuydu.’’

Esir generallerle Mustafa Kemal Paşa savaşın değerlendirmesini yapar. General Trikopishayranlıkla bakmaya başlamıştır Büyük Komutan’a.

Halide Onbaşı 9 Eylül’de İzmir’e ordularımızla birlikte girecek, fakat yol boyunca tanık olduğu savaş sonrası yıkım O’na ‘’Cehennem dünyaya gelmiş gibi’’ dedirtecekti.

Biz bu zaferi kadını erkeği omuz omuza kazandık. 30 Ağustos sadece Zafer Bayramı değildir, aynı zamanda Kurtuluş Savaşı kahramanlarımıza saygı duruşumuzdur.

Kazanırken izin almadık ki, kutlarken izin alalım. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.

CHPnet

SİTELERİ