AYLİN NAZLIAKA İPEK ER DAVASI İÇİN SİİRT’TE  
CHP PM ÜYESİ VE KADIN KOLLARI GENEL BAŞKANI AYLİN NAZLIAKA’NIN İPEK ER DAVASIYLA İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI
16.10.2020
41
Yazı Boyutu: A- A+

Cinsel saldırıya uğrayan ve yaşadıklarını kaldıramayan daha 18’indeki İpek’ten günlerce hayata tutunmasını bekledik ama olmadı. Şiddet sarmalı ve toplumun ona yüklediği ağır baskılar nedeniyle içinde bulunduğu çaresizlik, İpek’i hayatından vazgeçmeye itti. Geride, bizlere bıraktığı mektubu, savcılığa yaptığı şikâyeti ve adalet mücadelesi kaldı.

 

Soruşturma kapsamında tutuklanan Musa Orhan, delillerin tutuklama kararı verilebilmesi için yetersiz olduğu gerekçesi ile tahliye edildi. Kadının beyanını, şikâyetini, geride bıraktığı mektubunu bir yana bırakan mahkeme, cinsel birlikteliğin tekrarlanıp tekrarlanmadığını ve aradaki yakınlığı sorguluyor. Buradan tekrar hatırlatalım: Kadının nerede, kiminle olduğunun bir önemi yok. Eğer kadın “hayır” diyorsa ve buna ilişkin bir zor varsa, bunun adı alıkoymadır. Bunun adı tecavüzdür.

 

Daha gencecik yaşında karşı karşıya kaldığı travmaları atlatamayan ancak yine de gidip şikâyet etme cesaretini gösteren İpek’i neden ölüme sürüklendiği değil de beyanlarının çelişkili olup olmadığı sorgulanıyor. “Sen sahipsizsin, bana bir şey olmaz” diyen erkek korunup kollanıyor. İpek hayatını kaybetti ancak bundan sonra adalet arayan diğer kadınlar da “bana bir şey olmaz” diyen erkeklerin vicdanına mı teslim edilecek? Dik durmak için, bu toplumda sağlıklı bir birey olarak yer almak için güç aldığımız adalet duygusu ve uygulanan yargı pratiği daha ne kadar kadınları yok sayacak? Serbest bırakılan Musa Orhan, kendini güçlü ve haklı zannederek daha kaç kadının hayatını yakacak?

 

Erkek şiddetinin ve cinsel saldırı gerçeğinin yok sayıldığı her bir örnek bir sonraki şiddet dolu günlere kapı aralıyor. Artık bu adaletsizliğe, bu eşitsizliğe “dur” diyelim. Haklının ve mağdurun korunduğu, failin ise ceza aldığı bir sistemi hayata geçirelim. Suçluları cesaretlendirecek her adım şiddet sarmalını daha da büyütüyor. Bütün kadınları hakları ve hayatları için bizimle birlikte örgütlü mücadeleye davet ediyoruz.

 

Buradan tekrar sesleniyoruz: Musa Orhanlar serbest bırakıldıkça, ne adalete ne hukuka ne de yargıya güven kalacak. Şu anda adliye kapısındaki onlarca ve gözü kulağı burada olan milyonlarca kadın adına soruyoruz. Bu toplum kime güvenecek? Güvenliğimizden sorumlu olan ve bütün kadınların başı sıkıştığında rahatça başvurması gereken bir kurumların adı yıpratılmasın, taciz ve tecavüzle anılmasın. İşte bu nedenle Musa Orhan hak ettiği cezayı almalıdır! İçişleri Bakanlığı ise cinsel saldırıyla anılan personelinden değil, insan haklarından yana tavır almalıdır.